Gaziantep, bugün Türkiye ekonomisinin üretim, ihra­cat ve ticaret merkezleri arasın­da öne çıkıyor. Coğrafi konumu, girişimci insan kaynağı ve güç­lü sanayi altyapısıyla yalnızca bulunduğu bölgenin değil, ülke ekonomisinin de lokomotif şe­hirleri arasında yer alıyor. Or­ganize sanayi bölgeleri, ihracat kapasitesi ve ticaret kültürüyle Gaziantep, üretimin ve emeğin değer bulduğu stratejik bir mer­kez konumunda.

Ancak bu eko­nomik güç, kendiliğinden oluş­muş bir tablo değil. Gaziantep’in bugün ulaştığı kalkınma düzeyi­nin temelinde, 104 yıl önce ve­rilen onurlu bir özgürlük müca­delesi var. Bu şehir, işgale boyun eğmeyen bir halkın iradesiy­le ayakta kalmış; yokluk, açlık ve imkânsızlıklar içinde verdiği mücadeleyle yalnızca toprakla­rını değil, geleceğini de savundu.

Gaziantep Savunması, 1 Ni­san 1920’de başlamış ve 10 ay 9 gün süren destansı bir direnişe dönüştü. Antepliler; düzenli bir orduya, yeterli silaha ve lojistik desteğe sahip olmadan; modern silahlarla donatılmış işgal güçle­rine karşı insanüstü bir mücade­le ortaya koydu. Bu süreçte şehir baştan aşağı yıkıldı. 6 bin 317 va­tan evladı ise şehit düştü.

Bu bü­yük fedakârlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 6 Şu­bat 1921’de Antep’e “Gazi” unva­nı verilmesiyle tescillenmiş; ni­hai kurtuluş ise 25 Aralık 1921’de gerçekleşti. Gaziantep halkı; ka­dın-erkek, genç-yaşlı demeden tek yürek oldu. Sadece cephede değil, evinde, sokağında, çarşı­sında da direnişi sürdürdü. Bu mücadele, bir şehrin teslim ol­mama iradesinin tarihe kazın­mış hâli. O gün gösterilen karar­lılık, bugün Gaziantep’in eko­nomik ve sosyal hayatında da kendini hissettiriyor.