Cumhuriyet
Haber akışına dön

Osmanlı Türke Ne Derdi?

Osmanlı Türke Ne Derdi?

Vikipedi’den aktarıyorum: [Osmanlı’da yönetici ve okumuş sınıf, “Türk” sözcüğünü genellikle kırsalda yaşayan, eğitimsiz ve konargöçer halkı tanımlamak için aşağılayıcı bir anlamda “Etrak” (Türkler) veya “Türk-i bi-idrak” (anlayışsız, akılsız Türk) şeklinde kullanmıştır.

Osmanlı’da Türk kimliği ve kullanılan ifadeler

-Etrak-i bi-idrak: Divan edebiyatı şairleri ve saray çevrelerinde “akılsız veya idraksiz Türkler” anlamında sıkça geçmiştir.

-Kaba ve nadan: Şehirli/medeni saray bürokrasisi, Anadolu’daki Türkmen köylülerini cahil, kaba ve şehir hayatından uzak gördüğü için “nadan Türk” veya “çarıklı Türkmen” deyişlerini kullanmıştır.

-Millet-i hâkime/EI-hac: Resmi devlet belgelerinde veya idari sistemde bir ırk adı olarak “Türk” yerine, Müslüman tebaayı belirtmek için genellikle “Müslim” veya Osmanlı coğrafyasındaki unsurlar kastedilmiştir. Devletin kurucusu ve askeri gücü Türk olmasına rağmen, saray ve bürokrasi Türk kimliğini şehir dışındaki halka atfetmiştir.

“Türk ne bilir bayramı, lık lık içer ayranı”, halk arasında veya bazı edebi eserlerde geçmiş dönemdeki aşağılayıcı veya küçümseyici (pejoratif) zihniyeti ve halka yönelik yabancılaşmış bakış açısını eleştirmek ya da örneklemek için anılan bir ifade veya yakıştırmadır.

ANLAMI VE BAĞLAMI

Eleştirel kullanım: Bu tür söylemler genellikle eski dönemdeki seçkinci ya da halktan kopuk anlayışları gözler önüne sermek amacıyla bir alıntı veya eleştiri konusu olarak aktarılır.

Edebiyatta karşılığı: Peyami Safa’nın Gün Doğuyor gibi eserlerinde veya döneme ait hatırat/yazılarda, halkı küçümseyen zihniyeti eleştiren diyaloglar içinde bu tip kalıp ifadelere rastlanmaktadır.


“Yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmez” veya “Ceviz kabuğundan çıkmış kabuğunu beğenmemiş” deyimleri, özünü, kökenini, ailesini veya geçmişini inkâr eden, beğenmeyen ve küçümseyen kişiler için kullanılır.

ANLAMI VE ÖZELLİKLERİ

Geçmişini reddetmek: Kişinin bulunduğu yere gelmesini sağlayan ortamı, ailesini veya kültürü beğenmemesi.

Nankörlük: Kendine sağlanan imkânları veya asıl kaynağını unutup kibirli davranması.

Aslını inkâr: Olduğu yeri veya durumu beğenmeyip sanki çok farklı bir yerden gelmiş gibi davranması.] Bu ifade halk arasında, sonradan görme veya nereden geldiğini unutan kimseleri eleştirmek için söylenir.

Dinlerden örnek vermekten hoşlanmam ama “Aslını inkâr eden bizden değildir” sözü halk arasında Hz. Muhammed’in bir hadisi olarak bilinir.

Ancak bu ifade tam bu cümleyle bir hadis olarak geçmez. İslam kaynaklarında bu ifadenin aslı, kişinin kendi öz babasını veya nesebini (soyunu) bilerek inkâr etmesi ya da başka birinin soyundan geldiğini iddia etmesi ile ilgilidir. Hz. Peygamber bu konuda “Kim babasından başkasına yönelirse (babasını inkâr ederse) nankörlük etmiş olur” veya “Bizden değildir” anlamında uyarılarda bulunmuştur. Zamanla bu dini ve ahlaki uyarı, halk dilinde genel bir ifadeye dönüşerek “Aslını inkâr eden bizden değildir” şekline girmiş.

Benim gibi bir ters Türk “Osmanlı” sıfatını kabul etmez ise aslını inkâr etmiş olur mu? Önce Osmanlı bir ulus değil ümmet idi. Ümmet denen şey ya da ümmetçiler “ulus”a karşıdırlar, “ulus”u düşman görürler.

Çok saygı duyduğum Ziya Gökalp, “Türk milletindenim, İslam ümmetindenim, Garp medeniyetindenim” der ve ben fakir de sadece “Çağının çağdaşı bir Türküm” der ki 2026 yılı için çok uygundur.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr